İSG Uğruna Çocukların Araçsallaştırılmasının Yarattığı Riskler 3 (son)

İSG organizasyonlarında çocukların araçsallaştırılması meselesindeki bu son yazıda, konuya bir de çalışanların -yani ebeveynlerin- gözünden bakıyoruz.

“Baba, baretini takmayı unutma” ya da benzer repliklerin çocukta yarattığı korku ve endişe, bir kaza yaşandığında -özellikle de uzuv kaybı gibi ağır sonuçlar doğduğunda- çok farklı bir boyut kazanır. O an için sevgiyle ve özenle söylenmiş o cümle, yerini önce öz sorgulamaya (“söyledim mi”, “unuttum mu”, “söyleseydim belki de…), ardından da suçlamaya bırakır (“takmadın mı!”, “neden takmadın!”, “nasıl takmazsın!”).

Çalışan, işyerinde zaten aynı dile maruz kalmıştır. Kaza incelemesi adı altında nasihat, sorgu ve suçlamalar ile yeterince üzerine gelinmiştir. Şimdi bir de eve döndüğünde, onlar için çalıştığını düşündüğü insanlar tarafından hor görülüp suçlandığını hissetmek… Bununla baş etmenin, yetişkin de olsa, bir insan için oldukça zorlayıcı olacağı gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu vesileyle şunu da vurgulamalıyız ki ülkemizde kaza iletişimi, olayın yaşandığı ilk andan inceleme ve aksiyon süreçlerine dek sorunludur, hem de en az günlük hayattaki iletişimimiz kadar. Bu konu, başlı başına ele alınmayı hak eden ayrı bir yazının konusudur.

Gelelim belki de en can yakıcı uygulamaya: fabrikalarda, özellikle tehlikeli bölümlerin giriş koridorlarına, tünellere, kapılara vb. aile üyelerinin -ve bilhassa çocukların- fotoğraflarının asılmasına ve “çocuğun için güvenli çalış” mesajlarıyla bu görüntülere anlam yüklenmesine…

Gerekli önlemlerin alınmadığı bir ortamda, her gün hayatını riske ederek çalışmak zorunda kalan birine, her vardiya başında, her yemek molasında, her çayda, her sigarada, her oradan geçişte aynı görüntüyü dayatmak; adeta “sana bir şey olursa, asıl zarar görecek olan senin çocuğun, bunu unutma!” demektir.

Bu ve benzeri uygulamaların güvenli davranışı teşvik ettiğine dair en küçük bir kanıt yoktur. Bununla birlikte bu dil muhatabında çaresizlik duygusunu derinleştirir; sorumluluğu sistemden bireye yıkar ve sonunda suçlanan yine çalışan olur.

Çocukları tüm masumiyeti ile sürece ortak etmek, hem çocuğun kendisinde hem de anne babasında onarılması güç sorunlara yol açabileceği akıldan çıkarılmamalı, riskler derinlemesine gözden geçirilmeli, kurgular ona göre yapılmalıdır.

Unutmayalım ki insanların sevdiklerini ve duygularını araç olarak kullanmak, korumadan çok baskı üretir.

Güvenlikçi yaklaşımlar ne yazık ki bu baskıyı öyle ya da böyle kendisi üretmektedir. Oysa İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmaları her yönü ile insanı odağına almak, onun esenliğini korumak ve geliştirmek üzere planlanmalıdır.

Esenlikle kalın…

Dr. Cahit BEHREM

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir