Renk Görme Bozukluğu

Hayata bakış açımızı belirleyen en temel unsurlardan biri dünyayı nasıl gördüğümüz, nasıl algıladığımızdır… Bu konuda renkler başrol oyuncuları arasında yer alır. Ne yazık ki hepimiz aynı renklerle görmüyoruz dünyayı.

Renk görme bozukluğuna toplumumuzda renk körlüğü denmektedir. Oysaki bu bir “körlük” değil, dünyayı biraz daha farklı bir spektrumda görme halidir. Renk körlüğü dediğimizde sanki her şey siyah-beyaz bir film karesiymiş gibi bir algı oluşuyor.

Kalıtsal renk görme bozukluğu genellikle genetik -X’e bağlı çekinik- aktarımlıdır. X kromozomu üzerindeki genlerde meydana gelen mutasyonlarla ortaya çıkar. Bu nedenle de genellikle erkeklerde kadınlardan 16 kat fazla görülür. (erkeklerde %8, kadınlarda %0,5)

Pek çok kişi renk görme bozukluğunun sadece doğuştan geldiğini sanır ama sonradan oluşan renkli görme bozukluğu durumları da mevcuttur. Mesela, romatizma tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar veya şeker hastalığı, glokom gibi kronik sorunlar zamanla renk algımızı bozabilir. Hatta yaşlandıkça katarakt nedeniyle merceğin sararması, dünyayı sanki sarı bir filtrenin arkasından izliyormuşuz hissi yaratabilir; katarakt ameliyatı olanların “dünya ne kadar maviymiş!” demesi tam da bu yüzdendir.

Toplumda renk görme bozukluğu bulunan bireylerin engeli varmış gibi algılanması, fırsat eşitsizliğine zemin hazırlıyor.

Renk görme bozukluğu olan kişiler ayırt edemedikleri renkleri, ton farklılıkları veya kendilerine has yöntemlerle (konumu, parlaklığı vb.) seçebilir, mesleklerini yaparken veya günlük yaşamlarında önemli bir engelle karşılaşmayabilirler. Doğru yönlendirme ve yardımcı teknolojilerle, renk görme bozukluğu olan bir birey hemen her alanda çok başarılı olabilir. Sadece mevzuatlardaki o anlaşılması zor, karmaşık, çapraşık, belirsiz ifadelerin yerine, daha bilimsel ve somut kıstasların getirilmesi bile bu farklılığın bir engel olmaktan çıkmasına katkı sunabilir.

Polislik, bekçilik, pilotluk, gemi kaptanlığı, tren makinistliği yapmak için renk görme bozukluğu yasal engel teşkil ederken, ehliyet almak için bir engel değildir; ister tır kullanın ister otomobil, ışıkların sırasını (üstte kırmızı, altta yeşil) bilen bir kişi her sınıf ehliyet alabilmektedir.

Hal böyleyken kritik değerde ince renk ayrımı gerektirmeyen işlerde çalışacak bir kişiye işe giriş muayenesinde ishihara* testi yaparak “çalışamaz!” diyebilmek sağlığın evrensel tanımına aykırıdır.

Zira sağlık; bedensel ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir ve kişinin sadece gelirden yoksun kalması bile bu üç iyilik halinden de mahrum kalmasına yetecek niteliktedir.

Eğer çalışanın görev tanımı belirsiz ise, “ince/ayrıntılı/detaylı renk ayrımı gerektirmeyen işlerde çalışır” (!) koşulu konulabilir. Stephen Hawking’in ömrünün sonuna kadar çalıştığı(!), ürettiği, insanlığa ışık tuttuğu bir dünyada kimseye “çalışamaz” deme hakkımızın olduğunu düşünmüyorum.

Kaldı ki en ağır renk görme bozukluğu vakalarında bile alınacak küçücük önlemler bu kişileri üretime katkı sunan sağlıklı bireylere dönüştürecektir.

Esenlikle kalın…

Dr. Cahit BEHREM – 20 Nisan 2026

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir