Sosyal Medya Bağımlılığı ve Elin Evrimi

Bir Temel İş Sağlığı ve Güvenliği eğitiminde katılımcıların verilen her arada hızla telefonlarına sarıldıklarını gözlemledim. Eğitim araları boyunca ekranla ilişkilerini izledim. Son ara dönüşünde katılımcılardan haftalık ortalama ekran sürelerini kontrol edip paylaşmalarını rica ettim.

Eğitime giderken yolda dinlediğim bir radyo haberinin (ülkemizde sosyal medya kullanımı dünya ortalamasının üzerinde olduğu) bizim küçük örneklemimizdeki yansımasını görmek istiyordum.

Katılımcılar içinde en düşük ekran süresine sahip kişinin skoru “2 saat 15 dakika” idi. Bildirilen en yüksek ortalama ekran süresi ne kadardı dersiniz?

  1. 4 saat 26 dk.
  2. 6 saat 43 dk.
  3. 7 saat 18 dk.
  4. 9 saat 03 dk.
  5. 11 saat 57 dk.

Siz verdiğiniz yanıtı aklınızda tutun, biz yazımıza dönelim.

Haberde; “Dünya genelinde ortalama bir kişi her gün sosyal medyada 2 saat 24 dakikasını geçirmektedir. Bu veriye göre 2026 yılında dünya genelinde sosyal medyada toplam 4 trilyon saat harcanacağı tahmin edilmektedir”  deniyordu.

Muazzam büyüklükte bir zaman, müthiş bir tüketimden söz ediliyordu. Pazarlayıcılar için ölçümler yapılıyor olsa da kullanıcılar açısından verimliliği ölçülmeyen – ölçülemeyen, çoğunun değil neredeyse tamamına yakınının boşa akıp gittiği ve akıp gitmesine engel olamadığımız zaman!

“Ülkeler bazında Nijerya günde ortalama 3 saat 49 dakika ile sosyal medyada en çok vakit geçiren ülke konumundayken, Japonya sadece 49 dakika ile sıralamanın en sonunda yer almaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kullanıcılar günde ortalama 2 saat 14 dakika (bizim sınıftaki en az süreye yakın J) harcarken, Kanadalılar 105 dakika ile daha az süre ayırmaktadır.” deniyordu haberde.

Bu kadar maruziyetin bir sonucu olmalıydı ki bu konuda pek çok kaynakta yer alan çalışma bize şöyle diyordu; Akıllı telefonların uzun süreli kullanımı halk arasında “akıllı telefon serçe parmağı” (smartphone pinky) olarak bilinen, serçe parmakta geçici bir çöküklük veya eğrilik oluşmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle büyük ve ağır telefonların tek elle tutulması sırasında cihazın ağırlığının serçe parmağa bindirilmesiyle ortaya çıkar. Bu baskı zamanla parmakta ağrı, uyuşma, sertlik, karıncalanma ve nasır oluşumu gibi belirtilere yol açabilmektedir. Araştırmalar, yoğun telefon kullanımının parmakları hareket ettiren tendonlarda büyüme ve median sinir alanında değişiklikler gibi yapısal sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.” Bu tespitin ardından da öneriler sıralanıyor; “bu etkileri azaltmak için telefonun iki elle kullanılması, popsocket veya telefon standı gibi destekleyici aparatların tercih edilmesi, sık sık mola verilerek parmakların esnetilmesi ve uzun görüşmelerde kulaklık kullanılmasını gerekir”.

Yukarıda alıntılanan çalışmada yer alan, değişiklikler için geçici(!) nitelemesi temelden yanlıştır. Zira biliyoruz ki maruziyet süreklilik kazandığında önce kalıcı patolojik değişimler, ardından da adaptasyon yani evrimleşme kaçınılmaz olur.

Bir hasarın, hastalığın, patolojinin geçici olabilmesi için;

  1. Maruziyetin geçici olması gerekir.
  2. Etkinin ortaya çıkardığı sonucun geri dönebilir evrede olması gerekir.

Serçe parmakta gözlemlenen değişiklikler yani “akıllı telefon serçe parmağı” açısından maruziyetin geçici olduğundan söz etmek mümkün değildir. Maruziyet süreleri ortalaması son yılda 10 dk. gerilemiş olsa da genel artış trendi seyrine devam etmektedir.

Oluşan değişiklik şu an için geri dönebilir evrede olsa bile bu evrede kalmaya devam edeceğine dair bir öngörü ortaya koymak da mevcut trende göre mümkün görünmemektedir.

Paylaştığım fotoğrafta yer alan elin serçe parmakğında gözlemlenen küçük ayrışma maruziyet devam ettiği sürece artarak devam edecek, buna paralel olarak da başparmağın hareket kabiliyeti hızla artacak, belki boyu da bir miktar uzayacaktır. Birkaç nesil sonrasında elde yaşanacak değişimi şimdiden hayal etmek hiç de zor değil.

Yakın gelecekte sanal ekranlar geliştirilir ve kullanıma sunulur, elle taşınan ekranlardan kurtulmamız sağlanabilirse mevcut durumdaki maruziyetin geçiciliğinden söz edilebilir.

O zamana kadar mevcut ekranlara ayrılan zamanın hızla azaltılması en etkin çözüm olacaktır. Diğer öneriler ise (iki elle kullanma, bir yere dayayarak kullanma, serçe parmakla desteklemeden kullanma gibi) eşyanın tabiatına aykırıdır. J

Sözü fazla uzatmadan eğitime dönelim ve aklınızda tuttuğunuz yanıtın doğruluğunu test edelim; yanıt 11 saat 57 dk. Kaç kişi doğru tahmin etti acaba J

Gece 02.00’lere değin süren, sabah kalkar kalkmaz başlayan ekran süresi ile sınıfın rekortmeni olan bu arkadaşımız ülkenin hatta dünyanın da birincisi olabilir mi? Sanmıyorum ama katılımcılara sosyal medyada paylaşılmasına onay vererek aşağıdaki fotoğrafı çekmemize verdikleri izin için bir kez de bu platformdan teşekkür ediyorum.

Dr. Cahit BEHREM

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir